MutLuLuGuN ResMi........
Bu Resim size neyi cagristiriyor ?????
Bana sorarsaniz ennnnn
Büyük MutLuLuGu !!!!!
Peki Mutluluk Nedir????

gözlerde pırıltı dillerde hoşnağmeler ellerde ve gönüllerde sıcaklıktır mutluluk..bazen göz yaşlanızda boşalır bazen kahkalarınızda..yakalayabilene ne mutlu...
Belki, mutluluk kapisi kapandiginda, baskasi açiliyordur, fakat böyle zamanlarda kapanan kapiya öyle uzun bakariz ki, bizim için açilan diger kapiyi görmeyiz bile.
Küçük mutluluklardır; Hayatı güzelleştiren. Bir güzel sözün uyandırdığı histir, Bir tatlı bakışın yarattığı düş, Bir demet çiçeğin verdiği hazdır, Bir bebeğin dudağındaki ilk sözcük, Ve ilk adımdaki heyecan, Bir insanın elindeki çaydan Aldığı tattır mutluluk...
Yağmur sonrası toprak kokusu ne güzel Çek çekebıldıgınce içine... En ucuz mutluluk ne dıye sorma Çek işte....
mutluluk, etrafına baktığında sevgini hissedebilen insanların olduğunu gördüğün anda başlayan ve bunu paylaşabildiğin anın sonuna kadar devam eden tek duygudur
MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ ANDAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇİNMUTLULUK BİR YARIŞ DEĞİL YOLCULUKTUR.
insanoğlu hor kullanmaya başlayınca mutluluğu, melekler saklamaya karar verirler..şöyle zor bulunan bir yerde olsun ki kıymet bilsin adem derler..tac mahal'in kubbesi,sultan ahmetin minareleri hatta dondurma külahlarını bile düşünmüşler ama en sonunda meleklerden biri:'içlerine saklayalım! ' demiş.. işte o günden beri mutluluk içimizde saklı bir hazinedir..ne başkasının evinde,ne arabasında,ne işinde ne de başka bir şeyde.. gözünüzü kendi içinizden ayırmayın
Mutluluğun formülü ZAMAN ayırmaktır... Planlamaya zaman ayır; zaman kazanırsın Çalışmaya zaman ayır; işini kazanırsın Eğlenmeye zaman ayır; neşeni kazanırsın Gönül almaya zaman ayır; dostunu kazanırsın Okumaya zaman ayır; kişiliğini kazanırsın Sevmeye zaman ayır; kendini kazanırsın
Büyük bir kedi kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormuş: ‘Neden kuyruğunu kovalıyorsun? ’ Yavru kedi cevap vermiş: ‘Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu öğrendim. Bu nedenle, onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım.’ Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş: ‘Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu fark ettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi yoluma gitsem hep peşimden geliyor.’
Mutluluğu aradım heryerde herkeste herşeyde meğerse iç cebimden astarıma düşmüş! ..
O, yoksul bir taşçıydı. Her gün kayaları parçalıyordu. İşi çok ağırdı; ama çok az aylık alıyordu. Bu yüzden hayatından hiç memnun değildi. ' Ben başkalarından daha cok calışıyorum! ' diye düşünüyordu. ' Benim işim onlarınkinden ağır ve ben onlardan daha az kazanıyorum. Zengin olmak istiyorum. Biraz dinlenirim ve güzel elbiselerim olur. ' O anda gökten bir melek indi. Ona, 'Zengin olacaksın, güzel elbiselerin olacak' dedi. Taşçı hemen zengin oluverdi. Artık onun da güzel elbiseleri vardı. ve bir iş yapmak zorunda da değildi. Günün birinde kral, onu sarayına davet etti. Sarayın güzelliğine hayran oldu. Kral ondan daha zengindi. Bu yüzden üzüldü. 'Ben de kral olmak istiyorum' dedi. Gökten bir melek geldi ve onu kral yaptı. Şimdi bütün gün hiç çalışmıyordu. Çok sıcak bir gündü. Güneş ışınlarını saçıyor, yeryüzü yanıyor mu yanıyordu. Kral kızdı; güneş ondan nasıl güçlü olurdu ki? Yaşamı yine sevmez olmuştu.' Güneş olmak istiyorum! ' dedi. Melek onu bu kez de güneş yaptı. Şimdi güneş, ışınlarını saçıyor ve dünyada her sey yanıyordu. Ama bir bulut geldi, dünyayla onun arasına girdi. Işınları artık dünyaya ulaşmıyordu. Güneş kızdı; 'Bu nedir böyle? Ben buluta hiçbir şey yapamıyorum. Ondan daha kuvvetli olmak istiyorum' deyince melek onu bu kez bulut yaptı. Az sonra bulut, yağmura dönüştü. Yağmurlar toprağa, oradan nehirlere ulaştı. Nehirlerin suları çoğaldıkça çoğaldı. Evleri, tarlaları seller bastı. İnsanlar hayvanlar, tarlalar perişan oldu. Ama sular, kayalara hiç bir şey yapamıyordu. Bulut öfkelendi. 'Bu kadar çok su nasıl olurda kayaları aşamaz. Kaya olmak istiyorum.' Melek hemen geldi ve onu kaya yaptı. Artık güneşten ve buluttan daha güçlüydü. Aradan çok zaman geçmedi. Elinde balyozla bir adam çıkageldi ve ondan parçalar koparmaya başladı. 'Bu da nesi? ' dedi kaya. ' Ben bu adamdan zayıfım.' Sonra birden anladı kuvvetin kaynağının mutluluk olduğunu ve pişmanlıkla haykırdı: 'İnsan olmak istiyorum! ' Melek onun bu dileğini de yerine getirdi. Kaya insana dönüştü. Şimdi o adam yine kayalardan taşlar koparıyor. İşi ağır ve aylığı az; ama yaşamı seviyor ve mutlu.
PENCEREYİ AÇIP 'BEN ÇOK MUTLUYUM' DİYE İNSANIN HERKESE HAYKIRMASI GELMELİ İÇİNDEN. BU HAYKIRIŞ ANLIK OLMAMALI.YANİ SONSUZ OLMALI. İŞTE BUNUN ADI MUTLULUKTUR. HİÇ UNUTULMAMASI GEREKEN ŞEY ŞUDUR: 'ZEVKLERLE' MUTLULUĞUN AYNI ŞEYLER OLMADIKLARIDIR. ZEVK ANLIKTIR, MUTLULUK SONSUZDUR. MUTLULUK SENİN DE HAKKIN SONSUZ MUTLULUKLAR DİLEKLERİMLE...
MUTLULUK SIZCE NEDIR???
Bir arabasahibi olmak mı? Ya da bir ev? Yoksa evlenince mi mutlu olacağınızı düşünüyorsunuz? İyi bir işe ne dersiniz?
Mutluluk yolculuğunun değerli yolcuları; Düşünün o çok istediğiniz, uğruna gecenizi gündüzünüze katarak elde ettiğiniz ve 'o benim olursa en mutlu ben olurum' dediğiniz hedeflerinizi...
O çok istediğimiz elbiseyialdınız sırtınızdan düşmedi.Bir gün, iki gün, üç gün... Ya sonra? Bitti! Artık vitrinde gördüğümüz o deri ayakkabı var aklımızda... Bir alabilsek başka ne isteriz ki? Ama onun da sonu aynı son, o bitecek. Bu sefer bir başkası..
Nefsimiz arsız bir çocuk gibi önce birşey istiyor, ona istediğini verene kadar onun için çıldırıyor ama elde edince tüm arzusu hevesi bir süre sonra sönüveriyor. Artık yeni bir şey istiyor. 'Onunla mutlu olacakmış! ? ? ? '
Hayat böyle değil mi 'Mutluluk Yolculuğu'nun değerli yolcuları? Önce bir liseyi bitireyim diplomayı alayım diyoruz, sonra bir de üniversite sınavını kazanayım,4 yıllık bölüme kapağı atayım istiyoruz. Uğraşıyoruz didiniyoruz. Güç bela giriyoruz üniversiteye. Şu vizeler bir bitse rahatlayacağız. Vizeler biter. Bu sefer de finaller. Vizeydi finaldi derken bir mezun olsak..
Mezun da olduk; Ah bir işe girsem benden mutlusu yok!
İşe girdik; 'Bi terfi edemedik yahu şu patron bir zam verse daha ne isterim ki? '
O da oldu. Güzel, hayat tıkırında gidiyor. Evlenince mutlu olacağım; Evlendik.
Bir çocuğum olursa mutlu olacağım; kızımız oldu. (Allah bağışlasın...)
Ama, bir oğlum olsun bak! Dünyalar benim olacak.
Var ya! Şu bizim oğlan bir Anadolu lisesi sınavlarını kazansın, çok MUTLU olacağım.
Varımızla yoğumuzla gece gündüz demeden daha rahat, daha lüx bir hayat için çırpındık. Evladımız üniversiteyi hayırlısıyla bir bitirsin, eli ekmek tutsun gayri rahatım sonrası.
Tamam o da oldu.
Ah! Evladımın bir mürrüvetini görsem; Allah'tan başka ne isterim ki? 'torun'?
....seneler geçer.
Hayat, kadın için çamaşır, bulaşık, yemek, temizlik, iş çemberinde dönerken adam sabah 8:00 akşam 5:00 mesaisinde. Gelince yemek, biraz televizyon ve uyku. Bu kısır döngüde, mutluluk seraplarının peşinde koşarken zaman avuçlarımızdan apansızca kayıp gitmiş. Ve bir de bakmışız ki son istasyondayız...
Ne gençliğimizden ne dinçliğimizden eser kalmamış. Arkamıza dönüp baktığımızda, geride kalmış 70 yıl... Ama elde avuçta, ulaşılamamış bir 'mutluluk' adresi...
Hayatınızın gidişatı böyleyse, son istasyona vardığınızda ben aslında 'MUTLULUĞU' arıyordum demek için çok geç olmadan, mutluluk seraplarının peşinden koşmayı bırakıp mutluluğu gerçekten olduğu yerde aramanın ve bu koşuşturmada içerisinde her gün bizim için doğan güneşin ışıltılarının artık farkına varmanın zamanı gelmedi mi sizce de? Ne dersiniz?
ASLA Sevgisiz kalmayin
Arapsaci
|